Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BEYAZIT KARATAŞ

BEYAZIT KARATAŞ
“24 Kasım 2015’de düşürülen Rus uçağına geçmeden, sizin de bildiğiniz bir bilgiden bahsetmek istiyorum.
16.12.2015 / 14:41

. Ayn El Arap Şehri, daha doğrusu herkesin bahsettiği Kobani’den başka bir yer değil ve burası oluşturulmak istenen uluslar arası bir algıdan başka bir şey değildir. Tıpkı Türkiye’de de bazı kanun değişiklikleriyle sokak isimleri değiştirildi ve Devlet dairelerinde de hem Kürtçe hem Türkçe yazılar yazıldı hatta meydanlara; Cumhuriyet düşmanı bölücü kişilerin isimleri kondu. İçinde yaşadığımız dönemde böyle bir olgu oluşturuldu. Bizim bildiğimiz eski Suriye artık yok. Irak nasıldı? Amerika veya diğer emperyalistlerin el attığı yerleri hatırlıyorsunuz. Kobani’yi söylerken biraz da kendi yaptıklarımıza bakmamız lâzım diye düşünüyorum.


                  2014 Yılı’nda sözde kantonların birleştirilmesi olayı başlamadan önce Amerika –İsrail koridoru denilen kantonların birleştirilmesinde bir bekleyiş vardı. Ta ki ilk seçimler yapılıncaya kadar hiçbir hareket yoktu. 07 Haziran 2015’den biraz önce ve sonra hareketlilik başladı. Türkiye seçim ortamı içindeyken yığınaklar ve diğer çalışmalarıyla bu iki kantonun birleşimi konusunda bir faaliyet başlattılar.


                  Suriye’deki savaşa birçok ülke destek veriyor. 37 devlet olarak biliniyorsa da bazen bu sayı 60’ ı buluyor. Kimisi uçak, kimisi de asker, bir bölümü insani yardım yapıyor. Türkiye de hem insanî yardım yapıyor hem de mülteci kabul ediyor ve zaman zaman da İncirlik’te konuşlandırılan müttefik uçaklarına katılıp bombalıyor. Körfez ülkeleri, Kanada, Japonya, Kore insanî yardım, Avustralya, aynı zamanda hava harekâtına da katılıyor ve Yeni Zellanda’yı da sayabiliriz. Yan tarafa geçersek burada da Almanya, Fransa, Danimarka, İşviçre, Belçika, İspanya, İtalya ( silah ve insanî yardım), 3000 askeriyle Tunus, Pakistan, Lüksemburg, İngiltere, Hollanda gibi. Bu bölgede inanılmaz derecede bir yığılma var. Bizler, Türk vatandaşı olarak başka işlerle meşgul edilip, algımız başka yerlere döndürüldüğü için etrafımızda olan biteni çok az kişi izleyebiliyor. 


                  Devam eden savaşta; ülkelerin kendi aralarındaki ilişkilerini durumunu değerlendirecek olursak, örneğin Türkiye ile Rusya’ya bir bakalım; ilişkileri tarih boyunca da olduğu gibi kötü ve güvenilmez. Suriye hükümeti ile de zaten düşman. Uluslararası değerlendirmelere göre de Suriye konusunda Türkiye ile Rusya aynı kotada değiller. Arap ülkelerine dikkatinizi çekmek istiyorum. Suudi Arabistan dediğimiz Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Ürdün, Bahreyn’in hepsi Suriye konusunda Amerika’nın peşine takılıp, Suriye’deki hava operasyonuna katıldılar. İlk taarruz, 23 Eylül 2014’te yapıldı. Bunlar F15 uçakları olup, 2’ şer pilotla uçar. Bu pilotlar da zaten Amerika’da eğitim almışlar ve taşeron olarak kullanılmaktalar.


                  Suriye hava harekâtına destek veren ülkeler; meselâ Rusya’nın o kadar uzakta ne işi var? 60’a yakın ülke; uçaklarıyla, silahlarıyla, eğitmenleriyle, kalkıp binlerce kilometre uzaklıktan buraya gelmişler zaten. Bu coğrafya, bütün iyi ve kötü böcekleri kendine çekiyor. Bu durumun; Esad rejimini devirmek ile alakası yok. Sebebi çok açık, doğal kaynaklar. Hiç kimse kimseyi “Demokrasi” diye kandırmasın. Çoğu insan; “İnsan hakları ve demokrasi” kavramı içersinde kendi ajandasını, insanlara kabul ettirmek için bu tabiri; Amerika, İngiltere başkanı da, Türkiye de kullanıyor. Aslında bu coğrafyada, doğal ve bölgesel kontrolün yanı sıra silâh şirketleri boş durmuyor. Her türlü uçak, her çeşit bomba ve mühimmatı burada deniyor. Pilotların ve personelin eğitimi yapılıyor. Coğrafyası boş bulununca; o ülke dizlerinin üzerinde çökertilip, bütün kaynakları sıfırlanıp, yer altı ve yer üstü kaynakları mutlaka yağmalanır. Irak’taki tarihî müzeler boşaltıldı, Washington, Londra’daki müzelerde sergileniyor. Sırada da Suriye var. Işid de sadece petrol ticareti yapmıyor, heykel ticareti de yapıyor. Dolayısıyla birileri bu coğrafyaya girmişse, hiç kimse de ucu bana dokunmaz diyemez. Doğu’yu kaybedersek, İzmir’de rahat hareket edemeyiz. Bildiğiniz gibi Ruslar; Hazar Denizi’nde füze attılar. Bölgede bir karışıklık var.


                  Dünya haritası bir arenadır. Öncesinde Afganistan, Çeçenistan, Yugoslavya veya Afrika’daki bir yer, Irak, Mısır, Suriye ve ülkemizin konumu dolayısıyla bu sıkıntılı günlerden geçeceğiz. Zira bu coğrafya; önemli kaynaklara sahip. Üç tarafı denizlerle çevrili, boğazları kontrol ediyorsunuz. Kıbrıs var. Ortadoğu’da şeytan üçgeni dediğimiz bütün ülkelerle komşuyuz. O zaman biz, hiçbir zaman huzurlu olamayacağız. Bunların etkilerini her zaman göreceğiz.


                  Ülkemizdeki göçmen sayısı 2.5 – 3 milyon arasındadır. Bizden sonra Lübnan, Irak ve Mısır geliyor. Irak savaşı sırasında insanlar, Suriye’ye sığındılar. Şimdi de bunun tam tersi oluyor.


                  Şimdi Rusya neden Suriye’de sorusuna cevap vermeye çalışalım. Batılı istihbaratçılar; Haziran – Aralık 2015 arasında şöyle bir değerlendirme yaptılar. Lazkiye’den, Şam’dan veya güneyden; Esad’a öldürücü darbe vurulacaktı. Bu durumdan, Esadçılar kadar Rusya’nın da haberi vardı. Bunun için de Rusya, Eylül ayında hazırlıklarını bitirdi, yığınaklarını arttırdı. 30 Eylül’den itibaren de harekâta başladı. Aslında Rusya, gerek Eylül ayında gerekse daha önceden bir kısım birliklerini ve uçaklarını getirmişti. Bu hareketi hiç kimse beklemiyordu. Amerika ve müttefiklerinin bütün planları bozulmuş oldu. Esad da geçici bir süre kurtuldu. Rusya; masaya oturabilmek ve coğrafyadan payını alabilmek için kartını iyi oynayıp, Suriye’de yerini almış oldu. Zira Rusya; Ukrayna, Kafkasya, İran tarafından sıkıştırılıyordu. Kendi savunmasını ilerden yapmış oldu. Bizde ise muhalefetin bile bilmediği gizli kapaklı antlaşmalar yapılıyor. Amerika ve muhalefetin esas isteği Doğu Akdeniz’e çıkmak. Amerika – İsrail veya Kürt koridoru; diyelim ki 100 km genişliğinde, 300 km veya 1000 km uzunluğunda olsun; iki tane boru hattı geçireceksin diye denize açılan bölgede petrol istasyonu yapılacak ve gemilerle taşınacak, kimse kimseyi kandırmasın. Kıbrıs’ın güneyinde ve bu bölgede olan petrol ve doğal gaz tabii kaynakları; bu bölgeyi daha cazip hale getiriyor. Zaten boru hatları Türkiye’den geliyor, bu tamamen Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamaktır.


                 30 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında Rusya’nın Suriye’de yaptığı hava harekâtları var. Bu sırada Esad da; esas yol muhaliflerin elinde olduğu için çölden açtığı yoldan Halep’e doğru ilerliyor.


                 30 Eylül – 26 Ekim arasında da Lazkiye civarında güneyden kuzeye doğru rejimin önünü açmaya çalışıyor.


                  17 – 19 Kasım tarihlerinde Rusya bombalamaya devam ediyor. Söylenen Bayırbucak Türkmenleri bölgesi.


                  02 Ekim’de Rusya’ya, “Türkiye’deki ılımlı muhaliflere karşı harekât yapıyorsun” deniyor.


                  03-04-05 Ekim tarihlerinde Rusya’nın Türkiye sınırını ihlal ettiği söylenir. Bu arada Türkiye, Rusya’yı ticaret ile alakalı sıkıntı olabileceği konusunda ikaz ediyor.


                  08 – 10 Ekim arasında basında, Suriye Hava Savunma güçlerinin, Türk uçaklarını tehdit ettiği yazıldı.


                  10-11-12 Ekim arasında gene Türkiye tekrar Suriye Savunma Güçleri’nce rahatsız edildi. 12 Ekim’de Rusya; savunma uçaklarının, eskort yapacaklarını bildirdi.


                  15 Ekim’de, Rus Tümgenerali, Türkiye’ye geldi. Ayın 3’ündeki ilk sınır ihlalinden bugüne kadar gerek Ankara’da gerekse Moskava’da çeşitli görüşmeler yapıldı. Türkiye’deki Rus Askerî Ataşesi ve Büyükelçilikteki yetkililer, Dış İşleri Başkanlığı’na; Moskava’daki Türk Askerî Ataşesi de büyükelçilik yetkilileri de Rus Savunma Bakanlığı’na gidip karşılıklı bilgi alışverişinde bulundular. Bir koordinasyon oluşturdular.


                  16 Ekim’de Rus Savunma Güçleri, bombardıman uçaklarına koruma yapmayacaklarını açıklıyorlar.


                  20 Ekim 2015 tarihinde Rusya, Amerika ile bir mutabakat metni imzalayacağını söylüyor.


                  20-21-22 Kasım 2015 de, Türkiye, Rusya’nın dikkatini bilhassa Türkmen Bölgesi’ndeki bombardımanlara çekiyor. Esad rejimi, kuzeye doğru ilerlemeye devam ediyor. Ruslar da Türkmenlere olan baskısını arttırıyor.


                  24 Kasım 2015’de Rus uçakları, yüksek irtifada uçuyorlardı ve yanlarında savunma uçağı da yoktu. Bölgede görev yapan uçaklarımıza karşı, Suriye tarafından da bir tehdit yoktu.       


                  1997 Yılında Amerika; “dinini doğru dürüst yaşayamayan veya baskı altında olan ülkelere yardım etmek istiyorum” dedi. Amerika Başkanı’na, 21 maddeden oluşan bir antlaşma hazırlandı. İşte; Türkiye’de, Fars’ta, Çin’de insanlar dinlerini yaşayamıyorlar. “Baskı uygulayacağım, sıkıştıracağım, hatta gerekirse askeri müdahalede bulunacağım” diyen Amerika; 1997 yılında dini, suistimal aracı olarak kullanmayı birinci plana çıkardı. Başımıza gelenlerin çoğunun sebebi o zamandan başlar; Büyük Ortadoğu ve İsrail Projesi’nin altında, Amerika’nın yavaş yavaş uyguladığı projeleri vardır. Hiç kimse bunların, 2004 yılında başladığını zannetmesin. Bunların ısınmaları, 1990’ların başında başlar. “Ilımlı” tabirini gördüğünüz yerde, Amerika, CİA ve yandaşlarını göreceksinizdir. Bu coğrafyayı “Arena” olarak düşünürsek; Türkiye, Suriye, Irak birer arena. Buraya girenin sağ çıkması beklenmesin. Kârlı çıkansa kenarda oturan kral veya idare edendir.


                  24 Kasım 2015’den birkaç gün önce Rusya, Işid’in işlettiği petrol rafinerisine saldırı yaptı. Yakıt tankerleri ile dolum tesisleri imha edildi. Sakın, 40 yıl sonra Türkmenlerin düşünüldüğü zannedilmesin, onun altında başka şeyler var. Çoğu devletler, Rusya’ya; “ılımlı muhalifleri koruyorsun” diye çıkıştıkları için Rusya da bir gösteri yaptı.


                  Düşen uçak konusunda da açıklaması, “Türkiye sınırına bin kilometreden fazla yaklaşmadım, ancak vurulduktan sonra 4 kilometreye düştüm ve Türk uçaklarının yaptıkları ikazı duymadık” yönünde oldu. 


                  Bence; iki tarafın da söylediklerinde haber kirliliği var. Çünkü her iki tarafta da oluşturulan kriz masasında üst düzey sorumluların olması gerekirdi. Savaş ciddi bir iştir. Sebepler:


1) Bilerek veya bilmeden koordinasyon eksikliği,


2) Kamuoyunu yanıltacak şekilde, bizim bildiğimiz veya bilemediğimiz ama tahmin ettiğimiz bazı menfaatlerin olması


Amerika ve muhalefet ile Esad tarafı uçak sayısını arttırdı.


Lazkiye’de konuşlandırılan S-400 füzelerinin mevzileri: Konya, Kayseri, Manavgat, Kıbrıs’ın yarısı, Diyarbakır, Gaziantep, Nevşehir, İsrail’in Sina bölgesine kadar olan alanı hedef alabiliyor.


 

Etiketler:
Bu haber toplam 1476 defa okundu


Sayac Yeri