Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

CEMAL SÜREYA KONULU SUNUM

CEMAL SÜREYA KONULU SUNUM
Derneğimiz Yönetim Kurulu Üyesi ve Emekli öğretmen Ümran KEBAPÇIGİL ile Eğitim Kolumuz Üyesi Necip DEVECİ‘nin birlikte sunduğu ünlü şairimiz Cemal Süreya’nın hayatı ve şiirlerini; 02 Şubat Salı günü derneğimizde kalabalık bir grupla birlikte dinledik.
10.02.2016 / 13:47

Ülkü TAMER, ünlü şair Cemal SÜREYA için “Tanrı; bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece Cemal’i, bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı, başa döndü sonra, kadını yeniden yarattı” der. Cemal SÜREYA’da “Kadın önemli bir yer tutar”. Ben, “ erotik bir şairim” diyor. Ama aslında özüne baktığımızda şiirde, 23 yaşında kaybettiği Gülbeyaz adındaki anacığını yaşatıyor. Cemal SÜREYA, 31 Ocak 1931’de Erzincan’ın Pülümür İlçesi’nde dünyaya gelir. 1938 Dersim isyanı sonrasında Bilecik’e sürgün edilirler. Kardeşleri ve ablasıyla birlikte Bilecik’e gelirler. İşin enteresan tarafı Bilecik’ten başka bir yere gitme, “tamam sürgün ediliyoruz ama biz şuraya gidebilir miyiz” deme şansları yok. Gösterilen yer Bilecik. Halk, onları seviyor ve güzel karşılıyor. Bir biçimde Cemal SÜREYA’yı, Bilecik’den İstanbul’daki dedesinin yanına gönderiyorlar.


“Sürgün”ün ne demek olduğunu anneannesine sorar bir gün. Küçük bir çocuğa nasıl cevap verecek anneanne? O sırada gene Cemal Süreya cevabını verir, “göçmen mi?” der. Anneanne ise bu cevaba dört elle sarılarak “Evet, bir yerden bir yere göç eden” der. Çocuk da “ o zaman biz göçmeniz” der. Ve çok uzun yıllar asla Zaza ve Alevi olduğunu söyleyemez. Çünkü “Sürgün” olmanın üzerinde bıraktığı çok derin izler var. İlkokulun 3. sınıfına kadar İstanbul’da okuyor. Ama jurnalcılar, “küçük çocuğu kaçırdılar” diyorlar. Dolayısıyla çocuk gerisin geriye Bilecik’e aldırılıyor ve ilkokulu Bilecik’de bitiriyor.  Babasına haber vermeden parasız yatılı olarak Haydarpaşa Lisesi’ni kazanıyor.  Daha sonra oradan Mülkiye (bugünkü Siyasal Bilgiler Fakültesi)’ye gidiyor ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Maliye ve İktisat Bölümü’nü bitiriyor.


İki kez evlendiği Zuhal Hanım’dan bir oğlu olur. Adını Memo Emrah koyar. Artık “Kadıköy’ün Kürt Memo’su benim oğlum”  diye rahatça ve övünerek söyler. Uzun yıllar bu durumu arkadaşlarından saklar. Yine de Kürtlerle ilgili çevirdiği kitaba adını yazamaz,  “mahlas” kullanır. Gerçek adını yazmadığı 15 tane kadar eseri vardır. Büyük aşk yaşadığı Tomris UYAR; “Benden Cemal Süreya’yı anlatmamı isterseniz, tek bir biyografi yazamam. Çünkü Cemal SÜREYA, en az üç kitap ile anlatılır” der. Burada Tomris UYAR’dan (büyük aşk) da bahsetmek gerekir. Tomris UYAR, 2. Yeni Hareketi için de çok özel bir sanatçı. Hem öykü yazarı olarak hem de aşklarıyla. Edip CANSEVER’in hayranlık duyduğu platonik aşkı, Ülkü TAMER’in eşi ve onunla evliyken aşık olduğu Cemal SÜREYA. Cemal SÜREYA ile evliyken yaşadığı bir anekdot var. Şairimiz başarılı bir müfettiş. Tomris UYAR büyük aşkı, ona birçok şiir yazıyor. En verimli dönemdedir. Akşam beşte işinden çıkıp evine geliyor. Tomris UYAR, özgürlüğüne düşkün bir kadın. Bir gün isyan ediyor. “Ne bu ya, saat beşte işten çıkıyorsun ve doğru eve geliyorsun. Yok mu hiçbir arkadaşın, gez-eğlen”.  Cemal SÜREYA da “Peki” der. Hakikaten de Tomris UYAR, saat beşten sonra evde onu görmez. Bir gün tesadüfen balkondayken Cemal SÜREYA’yı kapının önünde vakit geçirirken görür. Tomris UYAR’ı mutlu edecek ya, gidecek bir yer de yok. Ondan ayrı kalmak da istemiyor. Eşi, “rötarlı kişilik” diye teşhis koyar. Burada bana göre bir eleştiri yok. Aslında hala çocuk olduğunu anlatıyor. Birçok konuda da çocuk ruhlu.


2. Yeniciler zor anlaşılan şiirler yazarlar. Özellikleri: “Gelenekten kopmalıyız” derler ama Cemal SÜREYA, gene de Türkçesi’nde bazen gelenekçiliği kullanıyor. 2.Yeniciler de buna karşı çıkıyorlar. 2. Yenicilik, daha çok şiirde görülür. Öyküde ve romanda görülmez. İlk defa arkadaşı Muzaffer ERDOST, “Pazar Postası Dergisi”nde, 2. Yeni adını kullanır ve günümüze kadar devam eder. Sürrealizm’den etkilenmişler. Kapalı olmayı benimsemişler. Şiir öyle ilk okunduğunda asla anlaşılmamalı. Biz buna derslerimizde “Katmanlar, yoğunluk” diyoruz. Her okuyuşta farklı farklı anlamlar çıkıyor.


Cemal SÜREYA; aynı zamanda bir eleştirmen, bir çevirmen, bir deneme yazarı, köşe yazarı (Aydınlık’da, Türk Dili Dergisi’nde, Türk Edebiyatı’nda önemli bir yeri olan ama maalesef 4 sayı sonunda kapanan Papirüs Dergisi’nde). Çok enteresan bir kişiliğe sahip.  Sadece şair değil, iyi bir maliye müfettişi. Ben, özellikle Cemal SÜREYA’nın şiire nasıl baktığından da bahsetmek isterim. Şiir; insanın evren ve dünya içindeinsan ve eşya karşısında kendini ayrı tutarak denemesidir. Törelerden daha doğaldır. Törelerle çatışma halindedir. Sanatıntöreleriyle, kentin töreleriyle,  şiirin, düz yazının töreleriyle çatışır. Her şeyin töreleriyle çatışır. Töre; %50 kişi oğlunun doğal gereksinmelerinin biçimlenmesi ise %50 de belli bir insan grubunun gücünü kullanarak, çıkarını kollayarak topluma kabul ettirdiği şeydir. Şiirle törenin çatışması, doğayla törenin çatışmasıdır. Şiirin bazen doğruları kalkındırması bundandır. Eşkiyaların tüfeklerini, türkülerine çapraz asması bundandır. Jandarmanın daima düz yaz’da kalması bundandır. Bu arada Darphane Müdürlüğü de yapmıştır. Birçok yolsuzluğu görüp bakanlığa şikâyet eder. Fakat bir cevap çıkmaz. Artık şikâyetlerinden bıkarlar. Uzaklaştırmak için çare ararlar.


Fransız edebiyatına son derece egemen bir şairdir. Birçok politik kitabın çevirisini yapmıştır. Sigaranın hayatında yeri çoktur. Beş kez evlenmiş, bunların iki tanesini aynı kişiyle yapmıştır. Müthiş kıskançlıklar yaşanmış. Birinci evliliğinden bir kızı olmuş. İki defa evlendiği hanımdan da obezite hastası bir oğlu vardı. Kendisi, 9 Ocak 1990’da ölmüş, maalesef 2 ay sonra da oğlu, bir arkadaşının silahından çıkan kurşunla ölür. Babasının ölümüne çok üzüldüğü söylenir. Çünkü zaten aile özlemiyle büyümüş olan babası da kendisine çok yakınlık göstermiş ve onun sevgisinin yokluğu oğlunun da yitimini hazırlamıştır. Cemal Süreya, Türkiye’nin önemli mihenk taşlarından biridir. Büyük bir Türk Sanatçısıdır. Edebiyatımızda yarattığı boşluk zor doldurulur düşüncesindeyim.   

Etiketler:
Bu haber toplam 2556 defa okundu
İstanbul 3. Havalimanının adı Atatürk olsun!
Basın açıklaması sonrası açılan imza standımız 21-26 Eylül tarihleri arasında açık olacaktır.

YAZARLAR


Sayac Yeri