Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

HALİT KURULAY İLE SÖYLEŞİ YAPTIK

HALİT KURULAY İLE SÖYLEŞİ YAPTIK
Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şubesinin Halit Abisi-Amcası Sayın Halit KURULAY öncelikle evinizi bizlere açtığınız ve söyleşi isteğimize olumlu yanıt verdiğiniz için size ve eşinize teşekkür ederiz.
08.03.2016 / 22:05

-          Sizce, “Halit KURULAY kimdir?” diye sorsak yanıtınız ne olurdu?


 


Sizleri Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şubesinin üyeleri olarak aramızda bulunmanızdan dolayı KURULAY Ailesi olarak “Hoşgeldiniz” diyoruz. Bizleri mutlu ettiniz, teşekkür ediyoruz.


 


Ben 12 Temmuz 1930 Isparta doğumluyum. 1926 doğumlu ablam ve 1932 doğumlu bir erkek kardeşim var. Babam memur olması nedeniyle ilkokula Hakkari’de başladım. Sırasıyla Malatya-Hekimhan, Tokat’ta okulumu bitirdim. 1944 yılında Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri bünyesinde Isparta Erkek Sanat Enstitüsü Motor Bölümünde okudum ve 1949 senesinde mezun olarak askerliğe astsubay olarak başladım. İlk tayin yerim Adapazarı. Oradan Ankara, İslahiye, Gaziantep, Diyarbakır, Ağrı-Patnos, Çatalca ve Çorlu oldu. 1972 Kasım ayında 29 sene 11 ay hizmetten sonra emekli oldum. En büyük sevincim Patnos’ta görevliyken orada sakıncalı piyade askerliği yapan rahmetli Uğur Mumcu’yu tanımam oldu. Babamı 1946’da annemi 1987 yılında kaybettim. Emekli olduktan sonra Gebze’deki Bayer tarım ilaçları fabrikasında ve başka fabrikada sivil savunma uzmanı olarak görev yaptım. 1972 yılından 2002 yılına kadar Kadıköy-Bostancı’da bulundum ve 2002 Şubat ayında Karşıyaka’ya taşındım.


 


-          Halit KURULAY ismi belleğimizde hemen “Atatürk” ile ilgili arşiv çalışmalarınızı çağrıştırıyor. Bu konuyla ilgili çalışmalarınız ne zaman, hangi amaçla başladı?


 


İnanın bendeki Atatürk merakı, ailemin büyüklerinin devamlı Atatürk’ten bahsetmeleri, hatıralarını anlatmaları ve Atatürk ruhu taşıyanların etkisi ile oluştu. Şimdi ise ayni ruh çocuklarım ve torunlarımda da mevcut. Arşiv merakım ise askerlik müddetince çalıştığım birliklerde gelişti. Arşivleme konusunu öğrendim. 1966 yılında ben de başta Atatürk olmak üzere değişik konularda arşiv oluşturmaya başladım. Yaptığım iş, öncelikle okumak, önemli belgeleri kesip yapıştırmak, tarihlerini yazdıktan sonra dosyalamak şeklinde bir sistemdi. Bunda da başarıya ulaştım. 


Atatürk’ün “En iyi kişi, kendinden çok bağlı olduğu toplumu düşünen, kendini onun varlığının ve mutluluğunun korun­masına adayan insandır ve sapılan bir yol kolaylıkla bırakılamaz. Her mesleğin gerekleri, görenekleri, inançları vardır. Bunlara insanlar zorunlu olarak bağımlı olur.” sözleri beni buna itti, halen de devam etmekteyim.


 


-          Size “koleksiyoner” diyor bazı arkadaşlar. Bu ne ölçüde doğru? Topladığınız nesneler hakkında da bizi bilgilendirir misiniz?


 


Evet, vasatta, fakat titiz çalışmalarımla bir koleksiyon tutkunuyum. 1944 yılından itibaren filatelist kulübü üyesiyim. Çıkarılan hatıra pullardan, ilk gün damgalı posta zarflarından, damgalı posta pul serilerine kadar geniş bir koleksiyonum var. Osmanlı ve Türk paraları koleksiyonu, 1954 yılından itibaren bugüne kadar çıkarılan 9 - 19 - 29 tarihli milli piyango biletleri, fincan koleksiyonu, kibrit, çakmak, Atatürk kartpostalları (doğumundan vefatına), geniş bir kitap hazinem mevcut. Ayrıca daktilo ile yazı yazmaktan da sevinç duyuyorum. Patnos garnizonlarında birlikler ve belediye için okuma odalarının kurulmasına yardım ettim. Belediyece verilen hemşerilik plaketi sahibiyim.


Yegane gayem, gelecek nesile yeni olayları değil, geçmişteki olayları ve Atatürk devrimlerini okuyarak asla unutmamalarını sağlamalarına gayret göstermektir. Bir de çok istediğim, zamanla araştırmalarım neticesinde, yazarların kimlikleri belirtilerek kitapçıklar yazmak olacaktır.


 


-          Günümüzde Türkiye’nin önemli ve öncelikli sorunları nedir? Bu sorunlarımızı “Atatürkçü” bakış açısıyla nasıl çözümleyebiliriz?


 


Günümüzün önemli sorunu, anayasanın değiştirilmesi çabası olduğunu düşünüyorum. Bunu asla kabul etmiyorum. Yapılan en iyi anayasa 1960 senesinde yapılan anayasadır. Çünkü o zamanda iktidarda olan Demokrat Partisinin, başbakan Menderes'in baskıcı tutumları nedeniyle bir askeri darbe oldu. Darbeden sonra bütün tanınmış hukukçuların katıldığı ve asla askeri komitenin baskısı olmadan yapılan anayasadır. Bugün ise Erdoğan’ın düşündüğü anayasa, kendisini kurtarma hedefli ve meclisin, milletvekillerinin, başbakanın olmadığı diktatörlük özentisi bir anayasa çıkararak başkanlık sistemini istemektedir. Bunun için hayır diyorum. Kurulan anayasa komisyonundan muhalefetin çekilmesi ve milletvekilleriyle birlikte halkın beraber mücadelesini arzu ediyorum.


 


-          Geleceğe yönelik çalışmalarınız, uygulamak istediğiniz projeleriniz var mı?


 


Projelerim var, Patnos’ta görevim esnasında açmış olduğum Türk ve ecnebi pulları ile Atatürk resimleri sergisini yeniden açma, buna ilaveten yukarıda bahsettiğim kitap çıkarma isteklerim var. Ayrıca kahvelerde oyun oynamamaları için yoğun biçimde kitaplık açmayı düşünüyorum. Biliyorsunuz oturduğum semtteki bir kahvede bunu başardım ikincisi işin çalışmaktayım.


 


-          “Atatürkçü Düşünce Derneği” hakkındaki görüşleriniz, varsa şube etkinliklerimiz hakkındaki eleştirileriniz nelerdir?


 


Derneğimiz hakkında hiç bir tenkit söz konusu olamaz. Çünkü yapı­lan çalışmalar benim düşünceme göre genel merkezden daha faal. Yönetim birlik beraberliği sağlamış durumda. Yalnız bazı ufak nedenlerle bazı arkadaşlarımızın kollardan ayrılmalarına üzülüyorum. Şu anda küsmek, ayrılmak yerine birlikte mücadele etme durumundayız. Hiç bir partiye üye değilim. Kim iyi memleket için çalışırsa onu takdir ederim.


 


-          Derneğimiz dışında diğer demokratik kitle örgütlerinde çalışmalarınız var mı?


 


Evet, eşimle birlikte Latife Hanım Grubu, Çağdaş Yaşamı Destek­leme Derneği, Vardiya Bizde Platformu üyesi­yiz.


 


-          Eşiniz Aysel Hanım ile sürdürdüğünüz aile yaşamınızdaki huzur ve mutluluğun ipuçlarını bize verebilir misiniz?


 


Biz yuvamızı kurarken nikâh memurunun bizlere (Hasta­lıkta, sağlıkta, varlıkta, yoklukta) beraber misiniz konuşmasına “Evet” sözüyle, dile kolay 64 senemizi verdik. Her şeyden önce eşlerin birbirlerine inanmaları, sevgide ve saygıda bağlılığa önem vermeleri ilk ayaklardan birisidir. Diğerleri çorap söküğü gibi gelir ve evliliğin teme­lini kuvvetlendirir. Mutluyuz çünkü evlatlarımızı okuttuk, birer meslek sahibi yaptık. Evlendiler iki pırlanta gibi kızımıza (gelinlerimiz), üç torunumuza sahibiz. En önemlisi de riya yok. Atatürkçü Düşünce Derneğine girmemiz ve sizler gibi candan bir arkadaş grubuna sahip olmamız mutluluğumuza can katıyor. İyi ki sizler varsınız. İyi ki sizlerle tanıştık. Samimi olarak söylüyoruz sizlerle beraber mutluyuz, sevinçliyiz. Bizlere yaşama gücünü verdiniz. Tekrar tekrar hepinize sevgiler, saygılar sunarız.


 


-          Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?


 


Son olarak Atatürk diyor ki;


“Gözyaşları, güçsüzlük belirtisidir,


Yaşamak için mücadele şarttır.


Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir”.


Bu konuşmaları asla unutmayalım ve bunları şiar edinelim.


 


-          Eşiniz ve size, bize gösterdiğiniz misafirperverliğiniz, içten sözleşiniz için teşekkür ederiz.


 

Etiketler:
Bu haber toplam 982 defa okundu


Sayac Yeri