Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ORDU’ya FETÖ DARBESİNİN SUÇUNU YIKMAK

ORDU’ya FETÖ DARBESİNİN SUÇUNU YIKMAK
Cumhuriyet değerlerinin yıkıma uğratıldığı son günlerde, FETÖ’yü tepeliyoruz diye, TSK’ya yapılan yeni bir çokertme hareketiyle, ordunun en büyük alt yapı kaynağı olan orta öğrenim kurumlarının kapatılması ve binaların Hazine’ye devredilmesinde, OHAL’le gerçekleştirilen KHK’nin amacı ülke gerçeklerini alt üst etmek ve temellerini sarsmaktır.
04.08.2016 / 16:48


Bu ilim yuvaları, 1800’lü yıllardan bu yana TSK’ya eğitim faaliyeti veren, subay yetiştiren, sembol ve marka olmuş köklü özellikteki kurumlardır. Önlenememiş ya da önlenmek istenmemiş bir darbe bahane edilerek yıkıma uğratılması, Atatürk’ün yetiştiği bu tarihi alanları ortadan kaldırmak, ihanet değilse, büyük bir aymazlık, düşmanın ekmeğine yağ sürmek olur. Mülkiyeti devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, tahsisi TSK’ya yıllardır yapılmış ve kesintisiz süren kamu malı mülklerdir. Halk çocuklarının subay olmak amacıyla başvurduğu yegâne Ordu’ya ait orta öğretim kurumlarıdır. Adeta köy çocuklarının yararlandığı, aydınlık devrim ocakları, 'Köy Enstitüleri’ sayılır. Bu durumdan halk hiç haberdar edilmeden ve bilgilendirilmeden, ne düşündüğü dahi sorulmadan, dayatmayla karşı karşıya kalmakta ve tüm varlıkları, kazanımları, Atatürkçü değerleri yok edilmekte. Trafik kazaları oluyor diye arabaları kaldırmak, yangın çıkıyor diye ormanları ortadan kaldırmak, deprem olacak diye konutları yok etmek, Başbakanlık’ta ve diğer bakanlıklarda da bu yapım yuvalanmış diye bunları da kaldırmaya kalkmak, gibi tutumlar akıl dışıgerici, yobaz düşüncenin işi sayılır. Bu akılla Ordu’yu dahi kaldırmaya gider iş... Kaldı ki, KHK uygulamalarının FETÖ’nün planlarının yaşama geçtiği açıklamaları, medya ve basında yer almaya başladı. “Adamları hapiste, fikirleri hayatta...” söylemleri ortalıkta savruluyor...



Bu okul mezunu Kurtuluş Savaşı kahramanlarına saygı      



     Kuleli Askeri Lisesi; Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir gibi Atatürk’ün silah arkadaşlarını mezun etmiş, son olarak da Alpaslan Türkeş, Cemal Gürsel, İlker Başbuğ ve Büyükanıt’a kucak açmış yüce bir ocaktır. 1845 yılında kurulan Bursa Işıklar Lisesi’nden Hüseyin Kıvrıkoğlu, Kemal Yavuz ve Çetin Doğan gibi Atatürkçüler mezun olmuştur. İşte, Atatürkçü askerlerin kaynaklığını yapan, Atatürk devrimlerinin temel kaleleri olan bu okullar kaldırılarak, ‘’Ilımlı İslam‘’dönüşümüne destek olmak, askerin görevi olmamalı. Kurtuluş Savaşı kahramanlarının ve Atatürkçü subayların yetiştiği bu ocak, öyle rant ve orduyu çökertme hesaplarıyla tasfiye edilecek kadar zayıf düşürülmekte ve yeni sultanlara peşkeş çekileceği ya da AVM yapılacağı söylentilerini güçlendirmektedir. Kuleli’nin daha önceleri Brunei sultanına verilmesi gibi dedikoduları yeniden gündeme getiriyor. Aslında bu alanlar rant lordlarına daha önceki Genel Kurmay Başkanı döneminde, medya ve basın önünde yapılan imza törenlerinde devredildi. Şimdi yapılan, ortaya çıkan fırsatı değerlendirmekten başka bir şey değil...



Ordu halk çocuklarına kapatılıyor



    Özellikle Kuleli Askeri Lisesi başta olmak üzere diğer tarihi okulların binalarının Hazine’ ye devri için anlaşma imzalandığı açıklaması, ulusalcı medya ve basına düşünce, ancak o zaman halk öğreniyor. Oysa bu okullarda halkın çocukları parasız eğitim alarak subay olma yolunda ilerleyebiliyordu. Subaylığın en temel özelliklerini taşıyan disiplin anlayışının birer simgesi olan bu okullar tam bir Atatürkçü subay yetiştirerek halkın iftihar ettiği ve çocuklarını büyük bir sevgiyle gönderdiği eğitim yuvalarıydı. Yapılan anlaşma kapsamında, İzmir Narlıdere İstihkâm Okulu, İstanbul Tuzla Piyade Okulu’nun kuzey bölümü, Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Ankara Mamak Muhabere Okulu‘nun da Maliye Hazine’sine devredilmesi planlanmakta. Bu okullar Ordu’ nun Atatürkçü kaynağının en güçlü güvencesi olmaktan çıkarılarak, ülkenin bütün okullarının 4+4 +4 uygulamalarıyla ve İmam Hatip Liselerinin (İHL) tüm liselerin yerini alması projesiyle ve ‘’göz bebeği’’olarak ilan edilmesiyle Harp Okulları’ na giriş süreçlerinin başladığı anlamı ortaya çıkıyor. Eskiden bu okullardan askeri okullara alınmayan İHL çıkışlılar şimdi dönüşümün ‘’altın çocukları’’ olarak baş tacı yapılıyor. Bu durumu Genel Kurmay’ın da desteklemesi, akıl tutulması değil de nedir? İrtica ve bölücülük tehlike olmaktan çıkarılmış, PKK ile savaşan paşalar Silivri, Hasdal ve Hadimköy’e tıkılmış ve yeni anayasayla ülke bölünmenin eşiğine getirilmiş ve karşıdevrim karanlık kozasını örmeye devam ediyor.  Bunu görememek en büyük aymazlık değil de nedir? Karşıdevrim tabanını oluşturarak, Kemalist devrimin, laikliğin, Atatürk ilke ve devrimlerinin köküne kibrit suyu dökülmüyor mu? İmam hâkim, savcı, valilerden sonra, imam subaylar devrine mi giriliyor? Bugüne kadar orduya sızmak için olmadık yola başvurup girebilenler, irticai faaliyetlerde bulunmaktan disiplin sucuyla ihraç edilirken bu kez, ‘’altın nesil’’ statüsüyle temel unsur olarak mı görülecek? Bü tün liselerin de İHL halini alacağı ilan edilirken... 



Askeri hasteneler de sırada    



    Bu devirler tamamlanmadan hemen sıra askeri hastanelere gelmekte. FETÖ darbesinden  yıllarca önceMilli Savunma Bakanı, askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’nın sistemine bağlanacağını açıklayarak gelecek surecin işaretlerini veriyordu. En büyük iştah kabartan da GATA, Gülhane ve İzmir’deki askeri hastaneler. Bütün bu kurumların arazilerini değer biçilemeyecek kadar kıymetli olmaları onlara ilgiyi arttırıyor. Ancak bu taşlarla çok sayıda kuş da vuruluyor. Öncelikle askerin yapısı karşı devrimci yapıya dönüştürülmek isteniyor; daha sonra tasfiye sureci hızlandırılacak ve paralı hale getirilme aşamasına geçilecek. Bu açıklamaları medya ve yazılı basın, ilgili tarafların açıklamalarını yayınlayarak kamuoyuna duyurmuştur.  28 Şubat, 27 Mayıs sendromu gündemden düşmüyor. Gezi eylemlerinin rövanşı alınmak isteniyor. Halk sokaklara salâlarla davet edilmeye devam ediliyor, haftalardır bu iş körükleniyor... İşsizlik, bütçe açıkları, esnafın yangın yerine dönen iş yerleri ve eriyen çarşılardaki iflâsları, Suriye politikaları nedeniyle Güney’deki esnafın ve halkın yaşadıkları perdelenmeye çalışılıyor. İşte bu durumda askerle uğraşmak ve orduyu çökertmek, ABD’nin arkasına saklanarak ve yine onun projelerini uygulamaktan başka bir şey değildir.



Bu kıymetli taşınmazlar Arap Kralları’nın iştahını kabartacak



    İşte bütün bu süreçte Atatürk’ün bin bir emekle halkla birlikte kurduğu ve onun vergileriyle kamu malı halini alan bu varlıklar, zenginlikler, ‘’Milli Emlak’’ve Cumhuriyet değerleri, askerin elinden alınarak ve büyük bir ihtimalle yabancı şirketlere, özellikle Arap Şeyhlerine, Krallara, Emirlere ‘’Yeni İhale Yasası’’ ayrıcalıklarıyla teslim edilecek. Daha şimdiden onları heyecanlandırıyor ve yüreklerini kabartıyordur. İktidar Arap riyallerinin havada uçuşacağının hesaplarını yapmakla boşuna hevesleniyor. Zira onlar kendi saltanatlarının devam edeceğini kestirememekte ve halk isyanlarını, ülkelerinin her karış toprağını ABD üsleriyle doldurarak ve CIA, MOSSAD, MI6’lerin saraylarının eşiklerine kadar kuşatmalarına izin vererek ko runmanın korkusunu yaşıyorlar. Zira semt devleti Bahreyn Kralı ABD 5. Filosu ve Suudi Ordusu’nu topraklarına davet ederek halka katliam uygulanmasına neden oldu. Şimdi de yoksul Asya, Afrika halklarının çocuklarından paralı asker topluyor, ordusunu genişletiyor. Yani ABD ve işbirlikçileri tarafından kent ya da sent devletleri düzeyine indirgenmiş 300 bin nüfuslu ve Kadıköy’ün bir semti büyüklüğünde olan Katar, BAE, Umman ve Brunei emirlikleri Bahreyn gibi, kendilerini, rejimlerini ve sömürülerini korumak amacıyla özel ordu gücü oluşturma mücadelesi verirken, biz, dünyanın en büyük ordularından birisi olan, Atatürk’ ün Türk halkıyla birlikte kurduğu ordumuzun tasfiyesine göz yumuyoruz. Artik Ortadoğu’nun petrol zengini Suudi ve Katar gibi ülkelerinden sıcak para akışı kesilmiş durumda. Bu nedenle AKP, orman alanlarını, 2924 sayılı sözde ‘’Orman Köylülerini Kalkındırma Yasası’ yaldızlarıyla ve 2B adı altında yandaş konut kooperatiflerine, arazi mafyasına, taşeron yüklenicilere, yerli işbirlikçilerin ortağı olduğu yabancı şirketlere satacak. TCDD, bor madenleri elden çıkarılıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi şimdi de 2A kapsamında yeni orman alanları yağması süreci yaşanmasına göz yumuluyor. Son kozlardan biri olan TSK’ya ait okullar ve hastaneler satış tahtasına kondu. Bunlar TOKİ’nin ilgi alanına terk edilemeyecek kadar kıymetli ve göz kamaştırıcı arazilere sahip. Tabii ayni zamanda Atatürk Cumhuriyeti’nin tarihi yapı taşlarının parçalanmış olması ayrı bir darbe.



Askerlik şubeleri de elden çıktı



    Milli Savunma Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı arasında 27.04.2012 tarihinde yapılan anlaşmayla 112 askerlik şubesi Milli Eğitim Bakanlığı'na devredildi. Yapılan açıklamada nüfusu küçülen ilçelerdeki bu şubelerin kapatılarak, Milli Eğitim'e devredildiği açıklandı. Nüfusu büyüyen il ve ilçelerde yeni şubeler açılacağı belirtildi. Aslında burada bile maksadın nerelere doğru gittiğini anlamamak için çok saf olmak gerekir. "Vicdani red" söylemlerinin gündemde olduğu, paralı askerliğin tüm partilerce desteklendiği bir ortamda, askerliğin tasfiyeye doğru kaydırıldığını anlamamak için çok ilgisiz olmak gerekir. Böyle giderse sıranın ‘Ordu Evleri’ne geleceği kesindir. Çünkü kentlerin en güzel ve değerli arazilerinde kurulu olan bu yerler rantçıların iştahını kabartmakla kalmıyor, aynı zamanda askerin konaklama ve dinlence olanaklarına darbe indirebilmenin en kolay yerleri. Karşı çıkılmazsa, direnme gösterilmezse olacağı budur.  Ama Türk halkı kendisine yapılan bu haksızlıkları, kötülükleri ve ihanetleri asla unutmayacaktır. Bir gün mutlaka doğrularak ayağa kalkıp ve hiç kimsenin hesap edemeyeceği tokadı ve darbeyi indiriverir. Yakin tarihin sayfaları bu örneklerle doludur. Hani nerede kışlaların kapılarına asılan‘’Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye’’ pankartları? Komutanların teslim olması, Ordu’nun teslim olduğu anlamına gelmez. Bunu bütün dünya bilmelidir. Çünkü bu Ordu, Atatürk’ ün Ordusu’dur. Ne Türk Ordusu ve ne de Türk halkı gerici, bölücü emperyalizmin postalları altında kalmaz.  


Etiketler:
Bu haber toplam 972 defa okundu
İstanbul 3. Havalimanının adı Atatürk olsun!
Basın açıklaması sonrası açılan imza standımız 21-26 Eylül tarihleri arasında açık olacaktır.

YAZARLAR


Sayac Yeri