Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bumerang Bale Gösterisi
Atatürk ve Mavi Vatan Konferansı
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

GÜNDEM!

Bu sayıya yazılacak olan yazı, yoğun programımız ve hızla gelişen olaylar nedeniyle biraz gecikti ve bugüne kaldı.
14.01.2015 / 10:38




Buna bağlı olarak da konu sürekli değişti. İki gün önce konu doğal olarak Fransa’daki terör saldırılarıydı. Aslında onlar gündemden düşmüş değil elbette. Ancak, bugün yaşanan gelişmeler de ülkemiz için son derece önemli. Anayasa Mahkemesi 9 Ocak Cuma günü nihayet İstanbul Askeri  “Casusluk” Davasında hak ihlali olduğuna karar verdi. O kararın sonucu da bugün alındı. Dolayısıyla, hepsi de birbirinden önemli ve yazılmayı hak eden konular olmakla birlikte bu bültende yalnızca bu ikisine değineceğiz.



İslami görünümlü terör Paris’te ancak Fransa’ya karşı gerçekleştirildi. Bilindiği gibi, El Kaide Afganistan’da o zamanki Sovyet işgaline karşı ABD’nin oluşturduğu, besleyip büyüttüğü bir “İslami” terör örgütü iken, zaman içinde kendisi için bir tehdide dönüştü ve süreç 11 Eylül 2001 de bir başka boyuta geçti. New York’taki İkiz Kulelere yapılan saldırı Amerikalıları uzaktan izledikleri bir dünyanın içine çekti. Yarattıkları canavar evlerinin içine girmişti.  Amerika’da yönetenler de yönetilenler de El Kaide’nin bir Amerikan ürünü olduğu gerçeğini  kabul etmezler ama terör bir gerçektir ve sizin kabulünüze de ihtiyaç duymaz.



İşte, Fransa’nın yaşadığı da budur. Çürüyen, çöken ve artık üretmeyen, dolayısıyla mafyalaşan kapitalist sistemin  yarattığı canavar  Suriye’de  “özgürlük savaşçısı” iken Fransa’da “İslamcı terörist” oluyor. “Oh olsun!” diyecek halimiz yok. Binlercesi sınırımızda, içimizde. Batı, sahnelediği   emperyal  senaryoların bedelini öderken bizim  figüran ücretiyle yapımcı maliyetine katlanmamız adil midir?



Bugün, Şirinyer Askeri Cezaevine bir daha uğramamak üzere veda ettik. Yukarıda adını belirttiğimiz dava nedeniyle tutuklu olan Deniz İst. Yb. Tamer Çetin,  üstünde kendisine çok yakışan üniformasıyla bir yanında eşi diğer yanında büyük oğlu ile cezaevinin nizamiye kapısından çıktığında, bir başka  ihanet kurgusu daha çökmüş oluyordu.  Evde kendisini bekleyen küçük oğluna artık “gizli görevin” sona erdiğini söyleyebileceklerdi. “Kararmasın yeter ki  sol memenin altındaki cevahir” diyen  ustanın dediği gibi, Mustafa Kemal’in askeri olduğu İçin  girdiği cezaevinden “Mustafa Kemal’in Askeri” olarak başı dik çıktı.



Pruvan neta, rüzgârın kolayına olsun komutanım! 


Etiketler:
Bu 1204
Yazarın Diğer Yazıları


Sayac Yeri