Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bumerang Bale Gösterisi
Atatürk ve Mavi Vatan Konferansı
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ALTI OK

20 Nisan 1924’te yürürlüğe giren 1924 Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre yürürlükte kalan anayasasıdır.
08.04.2015 / 20:48

Zaman içinde çeşitli değişikliklere uğramıştır. Bunlardan birisi de 5 Şubat 1937’de gerçekleşmiş ve Altı Ok, anayasanın, “Türk Devletinin dili Türkçe, başkenti Ankara’dır” şeklindeki 2. Maddesine eklenmiştir. 


Altı Ok, Mayıs 1931’de toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) Kurultayı’nda kabul edilen programın bir özetidir. Cumhuriyet tarihi boyunca Altı Ok ile ilgili gelişmeler bir anlamda Cumhuriyetimizin ne durumda olduğunun göstergesi olmuştur.


İlginçtir, 27 Mayıs 1960 Devriminin sonucu olan 1961 anayasasında Altı Ok kendisine yer bulamamıştır. Bir zaman gelmiş, Altı Ok için “Babaannemin resmi gibi orada duruyor” denilebilmiştir. En nesnel ifadesiyle, Kemalist Devrim yıkıldıkça Altı Ok gündemin dışına itilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada, o resim oradan indirildi, tavan arasına, eski eşyaların arasına atıldı. Peki, neden Altı Ok, genç Cumhuriyetin başının tacı iken bugün gözden düştü?


Altı Ok, yukarıda da belirttik Cumhuriyeti kuran siyasi iradenin programının özetidir. En önemlisi de masa başında tasarlanmış değildir. Cumhuriyet Devrimi, öncülü olan Fransız ve Sovyet devrimlerinden etkilenmiş ve onların birikim ve deneyimini kendi gerçeği ile birleştirmiştir. “Kendi gerçeği” kavramı önemlidir, çünkü devrimler toplumların özgül koşullarının doğru yorumlanması ile başarılmıştır. Bağımsızlık savaşını, toplumu birleştirerek kazanan devrimci kadro, 19. yüzyılda Jöntürkler ile başlayan devrimci gelenekten beslenmiş ve Altı Ok’ta somutlaşan siyasi programı benimsemiştir.     


Atatürk’ten sonra “arasız devrimler” süreci durmuş, devrimler kireç bağlamış ve Atatürkçülük özünü kaybederek biçime indirgenmiştir. Artık Altı Ok şeklen vardır, uygulamadan kaldırılmıştır, hem de “Atatürkçüler” tarafından.


Cumhuriyet Devrimi, ortaçağ kalıntısı saltanat ve hilafeti kaldırmadan yaşayamazdı. Öyleyse Cumhuriyetcilik ilkesi bir tercih değil, zorunluluktur. Devrim, yalnızca yıkmak değil, yerine yenisini koymak demek olduğuna göre, Osmanlı’nın yerini Türkiye Cumhuriyeti almalıydı.


Mustafa Kemal Atatürk’ün dahice tanımı ile “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözü, cumhuriyetin bütünleştirici milliyetçilik ilkesinin en özlü ifadesidir. Ümmet, devrimle millet olmuştur ve millet olarak kalabilmesi için kendisine özgü yapısı içinde çağdaş uygarlığa ulaşmak için çabalayacaktır. Bu milliyetçilik anlayışı ırkçılığı kesin olarak reddeder.


Kemalist Devrim’in kadroları, başından itibaren Bolşevik etkisi altında kalmakla suçlanmıştır. Oysa, tam bağımsızlıktan hiç ayrılmayan Kemalist anlayışa göre, Halkçılık; yönetimin halkın elinde bulunması anlamına gelmekteydi. “İrade ve hakimiyetin kaynağı millettir” diyerek toplumun birleşmesini esas alan bir halkçılık anlayışı benimsenmiştir.


1923’te düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’nde özel girişimciliği tercih eden Cumhuriyet, beklenen başarının sağlanamaması ve daha da önemlisi 1929’da başlayan büyük ekonomik buhran nedeniyle, 1931’den itibaren Devletçilik ilkesini benimsemiştir. 1930’larda planlı ekonomi uygulayan iki devlet vardır: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti.


Laiklik, Cumhuriyet Devriminin ayakta kalabilmesi için en temel bir ilkedir. Çok net bir tanımı da din ve dünya işlerinin birbirlerinden ayrılmasıdır. Bugün laikliğin inanç özgürlüğü olduğunu söyleyenler var. Böylelerine en hafif ifadeyle “saf” demek gerekir. Cumhuriyet Hükümeti laiklik konusunda çok duyarlıdır ve gericiliğin fırsat bulursa baş kaldıracağını bilmektedir. Devrim kararlılık demektir; “Gerici kalkışma ezilir.” Yoksa o sizi ezer geçer. Menemen’de yaşanan budur ve gericiliğin üzerine Cumhuriyetin demir yumruğu indirilirken herhangi bir tereddüt yaşanmamıştır.


Yukarıdaki beş ilkenin uygulama rehberi Devrimcilik ilkesindedir. Sıkça dile getirdiğimiz “arasız devrimler” anlayışıdır bir anlamda. Devrimin yasası bütün yasaların üstündedir. Soyut bir demokrasi kavramı yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutku Atatürk’ün devrimciliğinin özlü ifadeleridir.


“Altı Ok 30’larda kaldı, 21. yüzyılda geçerli değildir” diyenler, Atatürk’ün önderliğindeki Türk Milletinin yıktığı Osmanlı’nın mirasçılarıdır. Günümüzde bir Osmanlıcılık modasıdır gidiyor. Yıkılan Osmanlı, 15. yüzyılın Osmanlısı değil, 1920’lerin kurtuluşu İngiliz zırhlısında bulandır. Bugün Osmanlıyı özleyen Vahdettin’i özlemektedir. Sonu da öyle olacaktır.


Altı Ok’tan uzaklaştığımız ölçüde Cumhuriyetimizi kaybettik ve geldik bugüne. Artık, yeniden inşa etmemiz gereken bir Cumhuriyet gerçeği ile yüz yüzeyiz. Zaten başladık da yapmaya. Kanıtlarımız var; bölünme anayasasına geçit vermeyen, Ergenekon, Balyoz, Casusluk vb. tertipleri çöpe atanlar cumhuriyeti inşa etmeye başlamışlardır. Devrim günlerindeyiz. Umudumuzun ve mutluluğumuzun nedeni budur.
Etiketler:
Bu 1143
Yazarın Diğer Yazıları