Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DİLİMİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER

Ümran Kebabçıgil
Türk yazı dilinin ilk örnekleri diye kabul ettiğimiz Orhun Abideleri, 8. yüzyıldan itibaren bize dilimizle ilgili bilgileri vermektedir.
03.05.2016 / 08:40

Ancak bu abideler incelendiğinde görülmüştür ki kullanılan yazı dili, üstün edebi özellikler taşıyan bir söylev niteliğindedir. Buradan yola çıkan dil bilimciler Türkçenin sekizinci yüzyıldan çok daha önce ortaya çıktığını, ancak elimizde daha önceye ait ciddi bilgiler olmadığı için Orhun Abidelerini başlangıç olarak kabul ettiklerini belirtirler.


Dilin genel tanımını yaparsak: İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç; kendisine özgü kuralları olan ve ancak bu kurallar içersinde gelişen canlı bir varlık, temeli tarihin bilinmeyen dönemlerinde atılmış bir gizli anlaşmalar düzeni, seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur. Dil, sadece bir iletişim aracı değil; insanın kendini ifade ediş tarzlarının en önemlisidir. Bireyden yola çıkarak toplumları izlediğimizde,onları tanımamızda en önemli etken; dil ve yaşam biçimidir.


Tanımında da belirttiğimiz gibi dil canlıdır. Kullanıldığı sürece yaşar, yoksa unutulur... Bu yaşam içinde toplumun, dili nasıl kullandığı çok önemlidir. Toplum; dilinin dil bilgisi özelliklerini bilmezse, sözcüklerin anlamsal özelliklerine (temel, yan, mecaz, terim, argo vb.) dikat etmezse, anlatımın temel niteliklerinden (açıklık, yalınlık, duruluk vb.) haberdar olmazsa sözel ve yazılı anlatımda başarılı olamaz. Bir de üstüne üstlük yabancı sözcükler dili arsızca istila ederse, toplum da bunları hızla kabullenirse dil canlı değil, yaşayan bir ölüye döner.


Türkçemiz, işte böyle büyük bir tehlikenin altındadır. Televizyon kanalları, bu tehlikenin en büyük körükleyicisidir. Yerli diziler, evlendirme ve moda programları adı altında gösterilen maskaralıklar, sunucuların kullandığı Türkçe...


Televizyon dışında izlenen sanat programları, okunan kitap ve gazete, bunların sayısı, içerikleri de dilin yaşaması ve doğru kullanımı yönünden önemlidir. Sadece magazin ve üçüncü sayfa haberleri okunursa, ciddi bir içeriği olmayan kitaplar elden ele dolaşırsa, günlük konuşma konuları sıradanlaşmışsa (yemek tarifleri, diyet çeşitleri, altın günleri...) hepsi dili kısırlaştıran, yozlaştıran büyük tehlikelerdir.


Kirlenmenin önüne geçmenin bir yolu da herkesin ağzından çıkanı kulağının işitmesidir. Bağırıp çağırarak, birilerini küçük görerek, küfrederek, şiddet içeren ifadeler kullanarak kirlenmeyi ve yok olmayı hızlandırırız. Ülkenin en başındaki yöneticisinden en küçük memuruna kadar herkes; evde, sokakta, iş yerinde kullandığı dile dikkat etme zorundadır. Bu, sadece o dili yaşatmak için değil; onu kullanan ülkenin özgürlüğü için yaşamsal önem taşır.


Yazımızı Rıfat Ilgazın Ocak Katırı Alagöz adlı şiir kitabından Türkçemiz şiiriyle noktalayalım:


 


Annenden öğrendiğinle yetinme


Çocuğum, Türkçeni geliştir.


Dilimiz öylesine güzel ki


Durgun göllerimizce duru,


Akarsularımızca coşkulu...


Ne var ki çocuğum,


Güzellik de bakım ister!


 


Önce türkülerimizi öğren,


Seni büyüten ninnilerimizi belle,


Gidenlere yakılan ağıtları...


Her sözün en güzeli Türkçemizde,


Diline takılanları ayıkla,


Yabancı sözcükleri at!


 


Bak, devrim ne güzel!


Barış, ne güzel!


Dayanışma, özgürlük...


Hele bağımsızlık!


En güzeli, sevgi!


Sev Türkçeni, çocuğum,


Dilini sevenleri sev!
Etiketler:
Bu 1084
Yazarın Diğer Yazıları


Sayac Yeri