Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE SORUNLARI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!
15 TEMMUZ PERSPEKTİFİNDEN TSK'NIN VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİNE BAKIŞ
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN İLK ANAYASASI

İsfendiyar Yıldız
Osmanlı dönemi yönetim anlayışında anayasa kavramı ancak 29 Eylül 1808’de Sened-i İttifak’ın kabulü ile gündeme gelmiştir.
12.03.2017 / 12:33


Derebeyleri, Saray Erkanı ve Ayanın kontrol edilebilmesini içeren bu anayasa benzeri andlaşma ile güçler arasında bir denge kurulması, tarafların hak ve görevleri sağlanacaktı.

İkinci deney; 1876 yılında Genç Osmanlılar’ın çabaları ile “Kanun-i Esasi” kabul edildi ve meşruti bir sistem kuruldu. Bu yasa ile halkın siyasi hakları yönünden eşitliği, devlet yönetimine katılması ve ülke yönetiminin parlamenter bir sisteme kavuşturulması isteniyordu. Ancak devletin monarşik ve teokratik yapısına dokunulmuyordu. Saltanat’ın Osmanlı hanedanına ait olduğu, Padişahın kutsallığı ve sorumsuzluğu yasada yer alıyordu. Aynı yasada meclisi fesih yetkisinin olması nedeniyle 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının yarattığı ortamdan yararlanarak Padişah Kanun-i Esasi'yi yürürlükten kaldırdı. Meclis'i de fesih etti. Bu tarihten sonra da 1908 ihtilaline kadar ülkede “Osmanlılık” yerine “İslamcılık” politikasını koyu bir faşizan yönetim anlayışı ile uyguladı.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra, Mondros Mütarekesi ile  emperyalist devletlerin önündeki tüm engeller kalkmıştı ve yurdumuz İzmir’den başlayarak adım adım işgal ediliyordu.

15 Mayıs 1919’da Yunan birlikleri İzmir’e çıkarma yaptılar. Mustafa Kemal Paşa için yapılacak tek şey düşman işgaline uğramamış Anadolu topraklarına gitmekti. 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlattı.

Amasya Tamimi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongreleri sonunda 27 Aralık 1919 cumartesi günü Ankara’ya vardı. Artık ulusun iradesi bu merkezden yönetilecekti.

Kısa süre içinde Meclis-i Mebusan’ın toplanması çalışmaları sürdürülmüştü. Bir yandan da ülkenin durumu değerlendirilmede ve bu husustaki temaslar yapılmaktaydı. Nitekim 12 Ocak 1920 Pazartesi günü İstanbul’da Padişah’ın beyannamesinin okunmasıyla Meclis açıldı. Fakat Mustafa Kemal’in isteklerini yerine getirmedi. Ancak Milliyetçi üyeler birleşerek “Felah-ı Vatan Grubunu” kurdular. Bu grup Mustafa Kemal tarafından Sivas’ta hazırlanmış bulunan “Misak-ı Milli” metni üzerinde 22 Ocak’ta bir toplantı yaptı ve 28 Ocak’ta yapılan gizli bir toplantıda ufak tefek değişikliklerle bu metni kabul etti ve 17 Şubat’ta bu kararını açıkladı. Ulusal Ant, milli sınırlar içinde tam bağımsız bir Türk Devletini savunuyordu ve bu İstanbul Meclisi’ndeki mebuslarca kabul edilmişti. Ancak İtilaf Devletleri ve Hükümet, bu ve buna benzer nedenlere dayanarak 11 Nisan 1920’de Meclis-i Mebusan’ı kapattı.

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’un işgali ve Meclis-i Mebusan’ın kapatıldığını öğrenince, Heyet-i Temsiliye’yi geçici bir hükümet gibi çalıştırarak, Ankara’da ulusal bir meclis toplamak üzere harekete geçti. Yapılan çalışmalar sonunda İstanbul’dan gelen mebusların da katılmasıyla 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açılarak çalışmalarına başladı. Osmanlı Devleti’nin bütün idari ve hukuki yetkilerini elinde toplayan B.M.Meclisi tarihi bir sorumluluğu yüklendi. Açılışın ertesi günü Mustafa Kemal Paşa, uzun bir konuşma yaparak, Meclis'in nasıl çalışacağını, hak ve adalete dayanan, gerçekçi, insancıl, barışçıl bir politika izleneceğini belirtti. Konuşmanın ardından Meclis’e hükümet kurulması ile ilgili önerge verdi ve kabul edildi. Önerge doğrultusunda 2 Mayıs’ta Fevzi Paşa’nın Milli Müdafa Vekili, İsmet Bey’in de Erkan-ı Harbiye Umumiye Vekili olduğu ilk B.M.Meclisi hükümeti, B.M.Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında kurulmuş oldu.

Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve hükümetinin kurulması ile İstanbul Hükümeti’nin ve işgal devletlerinin kışkırtmaları ile Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ayaklanmalar başlatıldı. Henüz kurulma aşamasında olan B.M.M. ordusu, tüm ayaklandırmaları bastırarak iç güvenliği sağladı.

10 Ağustos 1920’de işgal altındaki İstanbul Hükümeti ile İşgal Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı. Sevr’in maddeleri çok ağır ve eziciydi. Bu şartları kabul eden Padişah ve İstanbul Hükümetine güven kalmamıştı. Şimdi Türk milletinin önünde tek seçenek “YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM”dü.

Yunan ordusu, Sevr antlaşmasının ardından emperyalist güçlerin de desteğini alarak 6 Ocak 1921 sabahı Bursa cephesinden saldırıya geçerek, önce Yenişehir’i, 8-9 Ocak'ta Bilecik’i işgal etti. Yunanlıların hücum haberi Ankara’ya ulaşır ulaşmaz, Albay İsmet Bey komutasındaki Türk askeri İnönü cephesinde Yunan askeri ile karşılaştı. Kanlı çatışmalar sonunda Yunan askeri durduruldu ve geri çekilmesi sağlandı. Bu başarı B.M.M.nin otoritesine büyük bir güç katmış ve halkın moralinin yükselmesini sağlamıştır.



TEŞKİLATI ESASSİYE YASASI:

Ayaklanmaların ve savaşın içinde kurulan B.M.M çalışmalarını sürdürürken yeni bir anayasa gereksinmesi içinde idi. Bu nedenle de 18 Eylül 1920’de Meclis'e yeni bir Anayasa tasarısı ve bunun gerekçesi olarak Halkçılık Programı sunuldu. Yeni anayasa taslağı Kanun-i Esası diye sunulmadı. Teşkilat-ı Esasi'ye başlığı ile gündeme ancak 18 Kasım’da alındı. Tartışmalar sonunda iki akım oluştu. Muhafazakar hocaların da dahil olduğu kanat, B.M.M. hükümetinin “geçici bir hükümet” olmasını ve “amacın elde edilişine kadar” yani “Hilafet ve Saltanat'ın ve vatanın istiklali ve milletin kurtuluşuna kadar” görev yapması hükmünün anayasaya konmasını istiyordu. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesini ve milletin emellerine ve iradesine göre fiilen kurulmuş bulunan yeni Devletin, hukuki esaslarının da bu gerçek durumda saptanmasını savunan Mustafa Kemal ve arkadaşları ikinci grubu oluşturuyorlardı.

Ancak iç çatışmalara yol açmaması için, parçalanmalara neden olmaması için bazı düşüncelerini açıkça belirtmek istemiyorlardı. Bu nedenle de anayasa tartışmaları her iki grubun birleşebileceği bir sürece bırakıldı. Tutucu grubun ısrarla tasarıya yerleştirmek istediği yukarıda belirttiğimiz düşünce karşısında 25 Eylülde bir gizli oturumda Mustafa Kemal Paşa bazı açıklamalar yapmayı yararlı görür ve düşüncelerini şöyle açıklar.” Türk ulusunun ve onun biricik temsilcisi bulunan Büyük Meclis’in, yurt ve ulusun bağımsızlığını, yaşamasını güven altında bulundurmaya çalışırken, halifelik ve padişahlıkla, halife ve padişahla bu denli çok ilgilenilmesi sakıncalıdır. Şimdilik bunlardan hiç söz etmemek yüksek çıkarımız gereğidir. Eğer amaç bugünkü Halife ve padişaha olan bağlılığı bir daha söyleyip belirtmekse bu kişi haindir.. Düşmanların, yurt ve ulusa kötülük yapmakta kullandıkları maşadır. Buna “halife ve padişah” deyince, ulus, onun buyruklarına uyarak düşmanların isteklerini yerine getirmek zorunda kalır. Hain, ya da iradenin gücünü ve yetkisini kullanması yasak edilmiş olan kişi, aslında padişah ve halife olamaz......

Sorunu kökünden çözümlemeye girişecek olursak bugün içinden çıkamayız. Bunun da zamanı gelecektir.

 Bugün koyacağımız yasa ilkeleri varlığımızı ve bağımsızlığımızı kurtaracak olan Millet Meclisi ve ulusal hükümeti güçlendirecek anlam ve yetkiyi kapsamalı ve dile getirmelidir.”

Bu tasarı ancak dört ay geçtikten sonra kabul edilen ilk anayasa oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce konulan ve uygulanan Anayasanın temel maddeleri özellikle günümüze örnek olması açısından çok önem taşımaktadır. Savaş içinde bile halkın temsilcileri tek adama değil, mebusların oluşturduğu ortak akıla dayanarak ülkeyi düşman işgalinden kurtarmıştır.

TEMEL MADDELER:

1-    Egemenlik kayıtsız şartsız ulusudur. Yönetim usulü, halkın kendi alınyazısını bizzat kendisinin yönetmesi ilkesine dayanır.

2-    Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır.

3-    Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir ve hükümeti “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” adını taşır.

4-    BMM, iller halkınca seçilen üyelerden kurulur.

5-    Büyük Millet Meclisi seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süreleri iki yıldır; bunlar yeniden seçilebilir. Eski meclisin görevi yeni meclis toplanıncaya dek sürer. Yeni bir seçim yapılamayacağı anlaşılırsa, toplantı dönemi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinin her biri, kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp bütün ulusun vekilidir.

6-    Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, kasım başında, çağrısız toplanır.

7-    Din buyruklarının yerine getirilmesi; bütün yasaların korunması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’nindir. Yasalar ve tüzükler düzenlenirken, halkın işine en uygun ve zamanın gereklerine en elverişli din ve hukuk hükümleriyle töre ve önceki işlemler temel olarak alınır. Bakanlar Kurulu’nun görev ve sorumluluğu özel yasa ile belirtilir.

8-    Büyük Millet Meclisi, çeşitli bakanlıkları özel yasasına göre seçtiği bakanlar aracılığıyla yönetir. Meclis, yürütme işleri için bakanlara yönerge verir ve gerektiğinde bunları değiştirir.

9-    Büyük Millet Meclisi genel kurulunca başkan bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanıdır. Bu kimlikle Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu üyeleri, içlerinden birini kendilerine başkan seçerler. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı Bakanlar Kurulunun da başkanıdır.

10- Kanun-i Esasinin, işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlüktedir.

Günümüzde yeni bir anayasa gündemde olup halk oylamasına sunulmak üzeredir. Elimde Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanmış açıklamalı ve karşılaştırılmalı incelemesi var.  Söylenecek çok şey var ama inanın 21 Ocak 1921’deki anayasadaki maddeleri öğrenince yeni anayasa maddelerinden utanç duydum. İnanın savaş halindeki bir anayasa bu gün çıkarılmak istenen anayasadan bin kat daha özgürlükçü ve halkçı.





Kaynaklar:

1- SÖYLEV (Türk Dil Kurumu Yayınları)

2- TÜRKİYE CUMHURİYET TARİHİ 1 Prof. Dr. Ergün Aybars

3- MİLLİ MÜCADELE VE SONRASINDA ATATÜRK VE DEMOKRASİ Dr. M. Galip Baysan

Etiketler:
Bu 419
Yazarın Diğer Yazıları


Sayac Yeri